Üç tablo, üç ayrı soru
Finansal raporlamanın temeli üç tablo. Gelir tablosu "kâr ettim mi" sorusunu, bilanço "neyim var neyi borçluyum" sorusunu, nakit akış tablosu "para nereye gitti" sorusunu cevaplıyor.
Bu üçü birbirinin yerine geçmiyor. Kârlı bir işletmenin nakdi bitebiliyor, borcu yüksek bir işletme kâr edebiliyor. Yalnızca birine bakmak, diğer ikisinin anlattığını gözden kaçırmak demek.
Gelir tablosu ne anlatıyor
Gelir tablosu belirli bir dönemdeki gelir ve giderleri karşılaştırıyor. Üstte satış geliri, altında satılan malın maliyeti, aradaki fark brüt kâr. Faaliyet giderleri düşülünce faaliyet kârı, finansman giderleri ve vergi düşülünce net kâr çıkıyor.
Bu kademeli yapı işe yarıyor çünkü sorunun nerede olduğunu gösteriyor. Brüt kâr düşükse fiyat ya da maliyet sorunu var; brüt kâr iyi ama net kâr düşükse gider yapısında sorun var.
Bilanço: belirli bir andaki fotoğraf
Bilanço bir dönemi değil, bir anı gösteriyor. Sol tarafta varlıklar — kasa, alacaklar, stok, demirbaş. Sağ tarafta bunların nasıl finanse edildiği — borçlar ve özkaynak.
İki taraf her zaman eşit oluyor, çünkü her varlığın bir finansman kaynağı var. Bu eşitlik bir kural değil, tanımın sonucu.
Nakit akış tablosu neden ayrı
Gelir tablosu tahakkuk esasına göre hazırlanıyor: gelir, tahsil edildiğinde değil hak edildiğinde yazılıyor. Nakit akış tablosu ise paranın fiilen girip çıktığı anı esas alıyor.
Aradaki fark, vadeli çalışan işletmelerde büyük olabiliyor. Kârlı görünen ama kasası boşalan işletmelerin durumu ancak nakit akış tablosunda görünüyor.
Oranlarla okumak
Tablolardaki mutlak rakamlar tek başına az şey söylüyor. Oranlar karşılaştırma imkânı veriyor: brüt kâr marjı, net kâr marjı, borç/özkaynak oranı, cari oran.
Bu oranların anlamı sektöre göre değişiyor; kendi geçmiş dönemlerinle karşılaştırmak, sektör ortalamasıyla karşılaştırmaktan çoğu zaman daha bilgilendirici. Yüzde hesaplama aracıyla dönemler arası değişimi hızlıca çıkarabilirsin.
Küçük işletmede ne kadarı gerekli
Küçük bir işletmenin resmî formatta üç tablo hazırlamasına gerek yok. Basitleştirilmiş bir gelir özeti, alacak-borç listesi ve nakit tablosu çoğu karar için yeterli veriyi veriyor.
Önemli olan format değil, düzenli olması ve dönemler arasında karşılaştırılabilir kalması. Her ay farklı yöntemle hazırlanan bir tablo, hiç hazırlanmamış tablodan daha yanıltıcı olabiliyor.
Karşılaştırmalı sunum
Tek dönemlik tablo az şey anlatıyor. Aynı tabloyu bir önceki dönemle yan yana koymak, hangi kalemin ne yönde hareket ettiğini görünür kılıyor.
Üç dönem yan yana konduğunda eğilim de ortaya çıkıyor: bir kalem sürekli mi artıyor, yoksa tek bir dönemde mi sıçradı. Bu ayrım, müdahale gerekip gerekmediğini belirliyor.
Raporun kime hazırlandığı
Bankaya sunulan rapor, ortaklara sunulan rapor ve kendi kararın için hazırladığın rapor farklı ayrıntı düzeyleri istiyor. Hepsini tek formatta hazırlamak, ya gereksiz ayrıntı ya eksik bilgi üretiyor.
Kendi kullanımın için en sade hâli yeterli. Dışarıya sunulacak raporlarda ise standart formatlara uymak, karşı tarafın okumasını ve karşılaştırmasını kolaylaştırıyor.
Amortisman ve nakit ilişkisi
Amortisman, gelir tablosunda gider olarak görünen ama o dönemde nakit çıkışı yaratmayan bir kalem. Makine alındığı yıl para çıkıyor, gider ise yıllara yayılıyor.
Bu yüzden nakit akış tablosunda amortisman geri ekleniyor. Kâr rakamının nakit yaratma kapasitesini olduğundan düşük göstermesinin sebebi bu kalem.
Küçük işletmelerde amortisman çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa demirbaşın yenilenmesi gerektiğinde para lazım oluyor; amortisman tutarını bir kenara ayırmak, o günü hazırlıksız yakalanmadan karşılamayı sağlıyor.
Rapor ne sıklıkta okunmalı
Yıllık rapor beyan için gerekli ama yönetim için geç kalıyor. Bir sorunu on iki ay sonra görmek, düzeltme şansını ortadan kaldırıyor.
Küçük işletmeler için aylık gelir tablosu ve haftalık nakit takibi pratik bir denge kuruyor. Bilanço çeyrek dönemde bir yeterli oluyor.
Önemli olan sıklıktan çok süreklilik. Her ay aynı formatta bakılan basit bir tablo, yılda bir kez hazırlanan ayrıntılı bir rapordan daha çok karar destekliyor; çünkü eğilimi gösteriyor.